Erken Doğum Riski ve Uygulamalı Mindfulness

Doktorumuz "en geç 32. haftada doğum olacağını düşünüyorum, umarım dayanırız oraya kadar" dedi. Bu üç gün önceydi...





O sırada zihnimden, kalbimden, bedenimden geçenler şunlardı:


- 32. hafta mı? Yani 5 hafta sonra. 10 hafta sayıyorduk, 5'e indik şimdi.


- Nasıl yani, şimdi 5 hafta sonra bu yolculuk bitecek mi? Ee, 5 hafta çok az ki, oley! Bu yatışlar, bu ilaçlar, iğneler, serumlar, hastanede kalışlar... Bu kanamalar... Bu endişeler, korkular, bacak titremeleri... Oh. Bitiyor. Az kaldı. Buna çok seviniyorum. Sırtımdan bir yük kalkıyor gibi hissediyorum.


- Ama 5 hafta sonra da bebeğimiz hala çok küçük olacak. Onun daha iyi olması, doğduktan sonra kendine yeterli hale gelmesi için birkaç haftaya daha ihtiyacı var. 5 hafta çok az. Çok küçük henüz. Onun sağlıklı olmasını istiyorum. Boğazımın ortasına bir ağırlık çöküyor. Bağıra çağıra ağlamak istiyorum.


- Az önce nasıl da sevindim ilk kendimi düşününce. Kanamalar, endişeler bitecek ama o zaman bebeğim ne halde olacak kim bilir... Buna sevinebilmem nasıl mümkün olur? Çok suçlu hissediyorum kendimi. Başıma ağrılar giriyor.


- En geç mi 32. hafta? Yani daha erken de olabilir mi? Yani mesela, aniden kanamalarla hastaneye yatabilirim yine ve bu sefer bunu atlatamayabiliriz. Hafta sonu 2 litreye yakın kan kaybetmişim. Sağlıkla doğum olsa yine iyi. Ben sağlıklı olmayabilirim. Bu ihtimal beni biraz korkutuyor. Sırtımda bir ürperti hissediyorum.


- 5 hafta az. Sadece 5 hafta. Yapabiliriz bunu, dayanabiliriz. Bebeğimiz de güzel güzel büyür bu sırada, kendine yetecek hale gelir. 5 hafta sonra sağlıkla kavuşabiliriz. 5 hafta sonra kucağımda olabilir. Doya doya koklaşabiliriz. Sesini duyabiliriz. Karnımdaki hareketlerini dışarıda görebiliriz. Kavuşacağız, sonunda! Çok heyecanlı ve mutluluk verici bir düşünce. Sabırsızlanıyorum. Göğsümün ortasında bir kelebek.


- Nasıl yani, 5 hafta sonra artık hamile olmayacak mıyım? Karnımda hissettiğim hareketler gidecek, karnım boşalacak... Ya ama daha da büyüyecekti hani? Koskocaman olacaktı. Elini, ayağını görecektim neredeyse karnımın dışından, öyle demişlerdi. Bu kırmızı yanaklar da gidecek, şiş surat da. Bir daha hayatımın bir noktasında hiç böyle görünmeyecek belki yüzüm. Her şeye rağmen bedenimin bir mucizeye tanıklık etmesini çok sevmiştim. Daha bunlarla vedalaşmaya da hazır değilim. 5 hafta çok az. Üzülüyorum, hüzünleniyorum. Karnımda bir ağırlık.


- Daha önce 14 haftalıkkenki perinatolog ziyaretinde rahmimin içi kanama alanlarıyla doluyken, gebelik kesesinin çoğu rahim duvarından ayrılmışken, doktor bebeğimizin yaşama ihtimalini düşük görmüştü. Gebelik böyle devam etse bile 24-25'te doğum olabilir, o zaman da sağlıklı bir yenidoğan olmaz demişti. O zamanlardan bu zamanlara neler değişti.


.. Önce o hematomlar yok oldu, sonra bebeğimiz sağlıkla büyüdü haftasının da ilerisinde. Aynı doktor 20. haftada bizi yeniden gördüğünde iyi halimize hem şaşırmış hem de sevinmişti. Demek ki her zaman bahsi geçen kötü ihtimaller gerçekleşmeyebiliyor. Demek ki yine doktorlarımızı şaşırtabiliriz. Belki de böyle böyle önce 30'u, sonra 32'yi sonra da hatta bir anda 35'i göreceğiz sağlıkla. Umudum var. Umudum yüksek. Bir nefes veriyorum. Göğsümde bir hafiflik, omuzlarım rahat.


...


Şu ana dönüyorum hemen.

Şimdi iyiyim.

Ağrım yok, kasılmam yok.

Kanamalarım azaldı.

Bebeğimizin kalp atışları iyi.

İyiyiz. İkimiz de şu an iyiyiz.


Kamil ile konuşuyoruz.

Konuştukça soruyoruz, bize neler oluyor? Ne yaşıyoruz, neler geçiyor zihnimizden, hangi duygular ön planda, belki de hepsi aynı anda, bunları bedenimizde nerede hissediyoruz?


Bize bir şeyler oldu, evet.

Sonra bir şeyler öğrendik.

Sonra bir şeyler daha.

Sonra bunlara tepki verdik.

O tepkilerin ne olduğuna baktık.

Bize neler olduğunu anladık.

Ama şu an iyiyiz.


...


Ertesi gün hastaneden taburcu olurken asansörde göz göze geliyoruz Kamil ile.


Şöyle diyorum:


"Girerken başka, çıkarken bambaşka insanlarız."